ELOĞLU BİNLİK BOZDURUR BEN BOZDURAMAM


Bu makale 2020-10-23 12:04:03 eklenmiş ve 34 kez görüntülenmiştir.
Ahmet Özdemir

Ahmet ÖZDEMİR 

Kırk beş yıl kadar önceydi. Rahmetli Prof. Dr. Abdükadir Karahan’ın yönlendirmesiyle Pakistan Kültür Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesi olmuştum. O yıllar Pakistan kültürüne ilişkin pek çok programın içinde bulundum. Bu ülkenin Atatürk’ü olarak tanınan Muhammed Ali Cinnah’la, Mehmet Akif’e benzetilen milli şairleri  Muhammed İkbal’le ilgilendim. İkisinin de Atatürk’e hayran olduklarını öğrenmiştim.   

Bir anma programında Muhammed İkbal’ın şiirini hem Urduca, hem Türkçe çevirisiyle okumuştum. Çevirisinden kısa bir bölümünü aktarıyım:  

“Derin uykuya dalan gonca uyan, uyan kalk;

Nergis gibi gözünü açıp etrafına bak;

Safâ sarayımızı keder talan etti bak;

Kuşlar ötüyor uyan!

Bu ateşli feryatlar

Her tarafı kavurdu.

Her tarafta bir figan…

Uyan derin uykudan,

Derin uykudan uyan!

Derin uykudan uyan!

Bütün Doğu dünyası ne hale geldi bir bak!

Külü göğe savrulmuş bir ateş gibi sanki;

Boğulmuş bir inilti susuyor, eseri yok;

Bu kaybolmuş bir feryat.

Bu toprakta her zerre kederli bir nazardır.

Başkaldır Hindistan’dan, Irak’tan, Semerkand’dan,

Tuğyan et Hemedan’dan,

Bir hayat emaresi göster bize ve canlan!

Uyan derin uykudan!

Derin uykudan uyan!

Derin uykudan uyan!

…….”

Derviş Yunus’un da bir ilahisi vardı. O da çok anlamlı geliyor ve seviyordum:

“Ömür bohçasının gülü solmadan,

Uyan gel gözlerim, gafletten uyan.

Ecel bir gün bize haydi demeden,

Uyan gel gözlerim, gafletten uyan.

….”

Sonraki yıllarda bizden bir şairin “uyan” temalı şiirine rastladım. O da çok güzeldi: 

“Hadi uyan

 Gün ışığı çilemeye başladı başucunda

 Denizler bir mavilik edindi günden

 Seher yeline uyup kuşlar yerinden uçtu

 Bu türküyü dinlemeyecek misin?

 Hadi uyan

 Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın

İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine

 Yoksul olsan da uyan

 Garip olsan da uyan

 Mademki güzelsin, güzeli yaşatmak için

 Mademki iyisin, iyiyi yaşatmak için

 Mademki umutlusun, umudu yaşatmak için

 Hadi uyan

 Denizi dinle, yaşamak desin

 Toprağı dinle, barışmak desin

 Göğü dinle, sevişmek desin

 Bir plak konmuş gibi gramofona

İşte aşk, işte özlem, işte savaşmak gücü

 Uyan diyor uyansana

 Hadi uyan

 Sevdiğim uyan

 Ne olur uyan !”

Bu şairimiz Muhammed İkbal’den mi etkilenmişti. Olabilir. Ancak, İkbal, doğu insanlarının toplumsal uyanmasıyle ilgiliydi. İngiliz işgalindeki ülkesinin insanlarına sesleniyordu. Derviş Yunus, göçen kervana karşı gaflet uykusuyla yolda kalmamak için gözlerine “uyan,” diyordu. Bizim şairimiz kişiseldi. Sevgilisini uyanmaya davet ediyordu. 

Peki uyanıldı mı? Ne gezer, herkes horul horul uyumaya devam ediyor.

Şimdi diyeceksiniz ki, bizim şairimiz kim?  Elbet, bilen biliyor ama, bilmeyene bir çilingir sofrasına kurmadan söylemem.  Eğer yüreğiniz yetiyorsa, bu sofradan tadın, yutun, için. Yanlış anlamayınız lütfen. Ya da öküzün altında buzağı aramayınız. Çilingir Sofrası aşağıya aldığım şiirin adı:

“Bu zıkkımın yanında 

 Arnavut ciğeri ister, bir. 

 Çiroz salatası ister, iki. 

 Cacık ister, üç. 

Adalet, müsavat, hürriyet demeye 

Sadece yürek ister.”

Elbette bu şiirin sahibini biliyorsunuz. Bazılarınız, dilimin ucunda ama, çıkaramadım. Birazdan aklıma gelir diyeceksiniz. Nereden biliyorum, ben hatırlayamayınca öyle yapıyorum. Gençliğimden olsa gerek sıkça böyle oluyor. 

Bir şiir daha ekleyeyim de benim gibi dilinin ucuna gelen gençlere ip ucu olsun:  

“ Eloğlu binlik bozdurur

 Ben bozduramam

 Eloğlu başını yastığa kor komaz uyur

 Ben uyuyamam

 Eloğlu sofrasında dokuz türlü

 Benim aç yattığım olur bazen

 Benim evim gecekondu

 Eloğlunda apartıman

 Eloğlunda ince müzik

 Benimkisi aman aman

 Benim kuru başım bana yeter

 Eloğlunda karı kızan

 Ben keçileri kaybettim

 Eloğlunda usta çoban

 Bu soyadı bana haram” 

Evet şairimizin soyadı “Eloğlu” adı da Metin. Metin Eloğlu aynı zamanda ünlü bir ressamımız. 

Metin Eloğlu, ortaokuldan sonra, 1943’te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne girdi. 1946’da siyasi nedenlerden dolayı iki ay tutuklu kaldı. Olay üzerine Akademi’deki kaydı silindi. 1947’de başladığı askerlik hizmetini, disiplinsizlik nedeniyle aldığı uzatma cezaları nedeniyle ancak 5 yılda tamamlayabildi

Edebiyata öyküyle adım attı. 1942’de Serveti Fünun-Uyanış dergisinde ilk öyküsü yayınlandı. 1943’te İzmir’de basılan Kovan dergisinde de Mehmet Metin imzasını taşıyan “Sabah Şarkısı” şiirine yer verildi. Ressam olarak birçok çalışma ve sergiye imza attı.

1967’de düzenlenen 1. DYO Sergisi ile ve 1976’da yapılan Yarımca Sanat Şenliği’nde birincilik ödülü aldı.  Eserlerinde adının dışında Mehmet Metin, Mehmet Emin, Ali Haziranlı, Etem Olgunil ve Nil Meteoğlu imzalarını kullandı. Ayrıca birçok eleştiri yazısı kaleme aldı. 11 Eylül 1985'te İstanbul'da öldü.

İlk kitabı, Orhan Veli'nin 'Şoförün Karısı', 'Dedikodu', 'Tahattur', 'Altın Dişlim', gibi, lümpen orta tabakanın dilini ve duyarlılığını yansıtan şiirlerinden esinlenmiş bir şairin ürünlerini içeriyor. Ayrıca Nazım Hikmet'in 'İnsan Manzaraları'nın etkisi de seziliyordu.

Sultan Palamut’ta konuşma dilinin engin tatlarını, edalarını, tonlamalarını çok başarıyla kullandı. Şiire ustalıkla özümsetilmiş bir argo, humor ve ironi'yle, yeni şiirimize getirdiği olanakların alanını daha da genişletmişti. Metin Eloğlu, ilk kitaplarıyla, kendi dönemini ve kendinden sonraki kuşakları büyük ölçüde etkiledi.

Yine sanatçının “toplum ve tabiatla ilişkisini büsbütün kesmemesi” gerektiğini bunu yaparken de “kopyacılığı, taklitçiliği, basmakalıp realizmi, konu ezberciliğini değil dış dünyada olup bitenleri, iç dünyasının yenileyici gücünü yararlı bir araç olarak tanıması” ile sanatına yansıtması gerektiğini öne sürüyordu.

"Kolay anlaşılan şiirin, kolay yazılabildiği kanısına vardım deneyler sonucu. Daha açığı: şiiri anlamak da, tadına varabilmek de özel bir çaba işi."   demişti. 

Şöyle demişti: 

“… çağımızın ileri sanatçısına düşen ödev; özel işlerini, kişisel duygularının türküsünü aklına estiği gibi çığırmak değil, içinde barındığı toplumun gerçeklerini aydınlatıp, onun acılarını sevinçlerini, umutlarını göz önüne sermek; Başkalarını da bu konular üzerine düşündürmektir.”

Özetle, Metin Eloğlu, edebiyatımızda yazdıklarıyla, yaptıklarıyla kendine has bir çizgi tutturmuş, akımlarla dirsek teması olsa da hiçbirine dâhil olmamış, ilk kitabından itibaren sanatını hayatına koşut tutarak geliştirmiş, resimden kazandığını şiire aktarmış, özgün sanatçılarımızdan biriydi.

Kitaplarından bazıları şunlardı: Düdüklü Tencere, Sultan Palamut (Seçilmiş Hikâyeler), Odun, Horozdan Korkan Oğlan, Türkiye’nin Adresi, Ayşemayşe,, Dizin, Yumuşak, Rüzgâr Ekmek, Hep, Yine, Şiirce, Ay Parçası, Önce Kadınlar, Bektaşi dedikleri….

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu

Sağlık Haber Portalı
© Copyright 2020 saglikhaberportali. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
RESMİ SAĞLIK KURUMLARI
Sağlıkta Buluşma Noktası
MHRS
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı
personel.saglik.gov.tr
E-sağlık
Aile Hekimliği
DEVLET KURUMLARI
Cumhurbaşkanlığı
Başbakanlık
TBMM
Adalet Bakanlığı
E-Devlet
Anayasa Mahkemesi
GAZETELER
Hürriyet Gazetesi
Sabah Gazetesi
Milliyet Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
FAYDALI LİNKLER
Mecburi Hizmet
Avrupa Gazeteciler Derneği
Uz.Dr.Erdinç Nayır
Medimagazin
drtus.com
SGK Provizyon Sorgulama
E-Bordro
Aile Hekimliği Personeli Maaş Bordrosu
Türk Tabipler Birliği
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu(AHEF)
Asistan Hekim
Türkiye Hematoloji Derneği
EĞİTİM
ÖSYM
Uzaktan Eğitim
Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi
AÖF
Eğitim Portalı
MEVZUAT
E-Mevzuat
Resmi Gazete
Sağlık Mevzuatı
SAĞLIK ÇALIŞANLARI SENDİKALARI
Sağlık Sen
Türk Sağlık Sen
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası-SES
Free Global Counter